Limited Şirkette Bilgi Alma Hakkının Kullandırılmaması ve Hukuki Sonuçları

Limited Şirkette Bilgi Alma Hakkının Kullandırılmaması ve Hukuki Sonuçları

Av. Abdulkadir ARGILLI

1. GİRİŞ VE KAPSAM

Limited şirket, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 573. maddesinde tanımlanır. Bu madde hükmüne göre limited şirket; bir veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından, bir ticaret unvanı altında, yasak olmayan her türlü ekonomik amaç için kurulabilen, ortakların kural olarak sadece şirkete karşı ve taahhüt ettikleri sermaye borcunu ödemekle sorumlu oldukları, tüzel kişiliği bulunan bir sermaye şirketidir.

Yine TTK md. 574 uyarınca limited şirketin elli kişiye kadar ortağı olması mümkündür. Her bir ortağın üç başlık altında incelenebilecek hakları bulunur; mâli haklar (malvarlığı hakları), yönetim hakları, koruyucu haklar. Bu makalede, limited şirket ortağının koruyucu hakları arasında sayılan “bilgi alma ve inceleme hakkı”nın yasal dayanakları, mâhiyeti, bu hakkın kullandırılmaması hâlinde ortaya çıkacak hukuki sonuçlar ve çözüm yolları ele alınacaktır. (1)

Konunun önemini vurgulamak bakımından ifade edecek olursak; bir pay sahibi doğal olarak, sermaye ve kimi zaman emek koyduğu, kâr beklentisi içerisinde olduğu şirketin durumu hakkında bilgi sahibi olmak isteyecektir. Şirket hakkında bilgi ve belge almalarının engellenmesi birçok durumda, pay sahiplerinin haklarına ve menfaatlerine zarar verebilecektir. Şirket ortağı, diğer ortakların kötüniyetli eylem ve işlemlerinden korunabilmek için bilgi alma ve inceleme hakkına muhtaçtır.

Öte yandan bilgi alma ve inceleme hakkı; bir pay sahibinin kâr payını talep edebilmesi, genel kurulda görüş beyan edip oy kullanabilmesi, şirket müdürünü ibra edebilmesi, kendi payının gerçek değerini öğrenebilmesi gibi birçok hususta ön koşuldur. Diğer bir deyişle bilgi alma ve inceleme hakkını kullanamayan ortak, şirket hakkında bilgi sahibi olmayacağı için, ortaklığa bağlı diğer haklarını da etkin şekilde kullanamayacaktır.

2. LİMİTED ŞİRKETTE BİLGİ ALMA VE İNCELEME HAKKININ HUKUKİ DAYANAĞI VE MÂHİYETİ

TTK’nın “Bilgi alma ve inceleme hakkı” başlıklı 614. maddesi şöyledir:

  1. Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir.
    Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir.
  2. Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir.

Her bir ortak, bilgi alma ve inceleme talebini limited şirket müdürüne yahut müdürler kuruluna yöneltecektir. Yasada bir şekil şartı öngörülmemiş olup, bilgi alma ve inceleme talebinin sözlü olarak da bildirilmesi mümkündür. Ancak talebin reddedilmesi hâlinde hukuki süreçlere müracaat ihtimali bulunduğundan, bilgi alma ve inceleme talebinin yazılı olarak bildirilmesi ispat açısından daha makul olacaktır.

Yine bilgi alma ve inceleme talebinin soyut ve genel olmaması; hangi hususlarda bilgi istendiğinin somut bir biçimde ifade edilmesi gerekmektedir. Örneğin “Şirketin durumu hakkında bana bilgi verilmesini talep ediyorum” gibi bir talep hukuka uygun düşmeyecektir. Nitekim böyle soyut bir talebin limited şirket müdürü tarafından karşılanabilmesi de mümkün olmayacaktır. Bu sebeple, şirketin filanca dönemlere ait ticari defter ve kayıtlarının, kâr-zarar tablolarının, demirbaş listesinin istenmesi gibi somut taleplerde bulunulması uygun olacaktır.

Limited şirket müdürünün, bilgi alma ve inceleme talebine makul bir sürede cevap vermesi gerekmektedir. Her ne kadar kanunda bir süre sınırı öngörülmemiş ise de; hâlin gereğine uygun bir sürede talebine cevap alamayan ortak, bilgi alma ve inceleme talebi reddedilmiş gibi hukuki işlem yapabilecektir.

3. BİLGİ ALMA VE İNCELEME HAKKININ SINIRLARI

TTK md. 614/2 uyarınca: “Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir.”

Görüldüğü üzere kanunda ortağın bilgi almasının sınırları olduğu belirtilmiş, soyut bir şekilde “bilgilerin şirket zararına kullanılması”ndan bahsedilmiş ise de, açık ve net bir tanım yapılmamıştır. Ortağın bilgi edinerek şirkete ne şekilde zarar verebileceği açıkça ifade edilmemiş, bu husus yoruma bırakılmıştır.

Bu noktada vurgulanması gereken birkaç husus bulunmaktadır. Öncelikle, ortağın bilgi alma ve inceleme hakkının esas, ancak bu hakkın sınırlanmasının istisna olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bilgi alma hakkı geniş bir şekilde yorumlanmalı ve değerlendirilmeli, ancak bu hakkın kısıtlanması dar yorumlanarak sadece sınırlı bazı hâllere özgü olduğu kabul edilmelidir.

Yine kanunda yer alan “şirketin zararına olacak şekilde kullanma” hususu somut olmalıdır. Soyut ve genel ihtimallerden hareketle pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkı kısıtlanmamalıdır. Hakkın kısıtlanması için, objektif olarak bir zarar riski bulunmalıdır. Ortağın bilgi alma ve inceleme hakkını kısıtlayan müdürün, kısıtlama sebeplerini somut şekilde ortaya koyabilmesi gerekmektedir.

Bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi durumu, bu hakkın özüne dokunmamalıdır. Keyfî engelleme, ortağın yasadan kaynaklanan hakkını anlamsız hâle getirecektir.

Ortağın bilgi isteme hakkını kötüye kullanması; örneğin “taciz amaçlı” ve sıkça bilgi talep etmesi, şirket faaliyetlerini engellemeye dönük bilgi alma ve inceleme taleplerinde bulunması; yine şirketi zarara uğratabilecek şekilde ticari sırlar hakkında bilgi ve belge talep etmesi ve buradaki zarar riskinin somut şekilde ispatlanabilir olması; şirket nezdindeki gizli kalması gereken üçüncü kişilere ilişkin kişisel verilerin talep edilmesi gibi hâllerde, limited şirket müdürü tarafından pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi söz konusu olabilecektir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/201 Esas 2019/2620 Karar sayılı, 03.04.2019 tarihli kararında, şirkete ait bilgi ve belgelerin şirket dışındaki bir adrese gönderilmesi talebini usule aykırı bulmuştur: “Mahkemece, yöneticinin azlinde haklı neden olarak, davacının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği tespitinde bulunulmuştur. Ancak dosyada, bu tespite ilişkin benimsenen delil mahiyetindeki, bilgi isteme talebi içerikli, 06481 yevmiye numaralı noter ihtarında, şirkete ait bilgi ve belgelerin bir adrese gönderilmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Anılan bu ihtar bilgi alma hakkını kullanım usulünü düzenleyen TTK 614. maddeye aykırı olup mahkemece bu hakkın kullanıldığının engellendiği tespiti yerinde olmamıştır.”

Belirtmek gerekir ki bazı haklı sebeplerle pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkı engellenecek olsa bile bu engelleme de makul ölçüde ve gerektiği kadar olmalıdır. Nitekim kanunda da bu husus “…gerekli ölçüde engelleyebilir” şeklinde ifade edilmiştir. Bir örnekle somutlaştıracak olursak; pay sahibinin müdürden beş farklı hususta bilgi ve belge istediğini, müdürün bunlardan ikisi için bilgi vermemek anlamında haklı sebebi olduğunu düşünelim. Bu durumda müdürün, bilgi vermemek için haklı bir sebep bulunmayan diğer üç hususla ilgili bilgi vermeyi de reddetmesi hukuka aykırı olacaktır.

4.PAY SAHİBİNE BİLGİ ALMA VE İNCELEME HAKKININ KULLANDIRILMAMASI DURUMUNDA İZLENEBİLECEK HUKUKİ YOLLAR

4.1) Bilgi Alma ve İnceleme Talebinin Yöneltileceği Merciler

Limited şirket müdüründen belli hususlarda bilgi ve belge talep eden ancak talebi reddedilen veya cevaplandırılmayan pay sahibi, TTK md. 614/2 uyarınca limited şirket genel kuruluna müracaat edebilecektir. Şirket genel kurulu, müdürün engellediği hususlarda pay sahibini bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasına karar verebilecek ve bu bilginin ne şekilde kullandırılacağını da belirleyebilecektir.

Şirket müdürünün ardından şirket genel kurulunun da bilgi alma ve inceleme hakkını engellemesi durumunda, talebinin haklı olduğu kanaatinde olan pay sahibi, TTK md. 614/3 uyarınca mahkemeye başvurabilecek, bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması yönünde karar verilmesini mahkemeden isteyebilecektir.

Bu noktada şu hususa dikkat çekmek gerekir ki; yasada bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmak isteyen bir pay sahibinin izlemesi gereken yol açıkça gösterilmiştir. Buna göre pay sahibi öncelikle müdürden talepte bulunacaktır (TTK md. 614/1). Müdür bilgi almasını engellerse pay sahibi, bu defa genel kuruldan talepte bulunacaktır (TTK md. 614/2). Genel kurul da talebi reddederse pay sahibi, netice olarak mahkemeye başvuracaktır (TTK md. 614/3).

Eğer pay sahibi bu sistematiği atlayarak, örneğin müdürden ve genel kuruldan usulüne uygun bir talepte bulunmadan doğrudan mahkemeye müracaat ederek bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmasını talep ederse, mahkemenin bu talebi reddetmesi muhtemel olacaktır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8665 Esas, 2016/3695 Karar sayılı 06.04.2016 tarihli kararında, bu hususu şöyle vurgulamıştır:

“Mahkemece, davalı şirketin TTK’nın 614. maddesi gereğince davacının bilgi alma ve defterleri inceleme hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle çıkma isteminde haklı olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, 6102 sayılı TTK’nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konuda inceleme yapabilir. Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Somut olayda, davacının bu konuda bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda davacının bir başına defterleri inceleme hususunda ihtar çekmiş olması ve bu ihtara cevap verilmemiş olması nedeniyle haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.”

Bilgi alma ve inceleme hakkının mahkeme kanalıyla kullanılması, pay sahibine birçok durumda önemli avantajlar sağlayabilir. Örneğin kâr payının kendisine eksik ödendiğinden şüphelenen ancak elinde yeterli bilgi ve belge olmayan bir pay sahibi, doğrudan kâr payının ödenmesine ilişkin bir dava açmak yerine öncelikle bilgi alma ve inceleme hakkını gerekirse mahkeme yoluyla kullanarak, önündeki manzarayı netleştirebilir. Bu çerçevede kâr payı için dava açıp açmamak hususunda daha makul bir karar verebilir. (2)

Akla takılabilecek bir soruya da kısaca değinmek isteriz. Genel kurul, ortağın bilgi alma ve inceleme talebini reddettiğinde, mahkemeden “genel kurul kararının iptali” talep edilebilir mi? Teorik olarak evet, bilgi alma ve inceleme talebi konusunda genel kurul haksız bir karar verdiğinde bu kararın iptali talep edilebilir. Ancak kanaatimizce bu konuda iki sorun bulunmaktadır. Birincisi, genel kurul kararının iptali “pasif” bir talep olacaktır, bilgi alma ve inceleme hakkına kavuşturmak anlamında etkin bir sonuç doğurmama ihtimali mevcuttur. İkincisi, TTK md. 614 bize açıkça bir yol göstermiş ve bilgi alma ve inceleme talebiyle bizi mahkemeye yönlendirmişken, bunu uygulamak yerine genel kurul kararının iptalini talep etmek makul görünmemektedir. TTK md. 614 hükmü karşısında, genel kurul kararının iptali talebimizin hukuki yarar yokluğu ile reddedilme ihtimali bulunmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/17565 Esas, 2014/10930 Karar sayılı 09.06.2014 tarihli kararı da aynı yöndedir: “6102 sayılı TTK’nın Bilgi alma ve inceleme başlıklı 614/3. maddesinde, genel kurulun bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellemesi halinde, ortağın mahkemeye başvurarak bu hususta talepte bulunabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının birleşen davaya konu genel kurul kararının iptalini istemekte hukuki yararı mevcut degildir. Zira genel kurul kararı 614/3. maddeye göre talepte bulunulabilmesinin bir nevi ön şartıdır. Bu itibarla, mahkemece, bu husustaki genel kurul kararının iptali talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”

4.2) Yetkili ve Görevli Mahkeme ile Dava Şartı Arabuluculuk Yönünden Değerlendirme

Bilgi alma ve inceleme davasında, TTK md. 5 uyarınca ticaret mahkemeleri görevlidir. Ticaret mahkemelerinin bulunmadığı yerde bu davaya asliye hukuk mahkemeleri, ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacaktır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki” başlıklı 14. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Bu açıklamalar çerçevesinde, bilgi alma ve inceleme talepli dava için yetkili ve görevli mahkeme, şirket tüzel kişiliğinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.

TTK md. 614/3 uyarınca ilk derece mahkemesinin bilgi alma ve inceleme talebi yönünden vereceği karar kesin olup, istinaf ve temyiz yollarına başvurulamayacaktır.

TTK md. 5/A uyarınca “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” hükmü ile bir kısım ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır. Bilgi alma ve inceleme talebini içerir davanın konusu bir miktar paranın ödenmesi olmadığından, yalnızca bilgi alma ve inceleme talepli davada arabuluculuk dava şartı değildir.

4.3) Mahkeme Kararına Rağmen Limited Şirket Tarafından Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı Kullandırılmazsa Ne Yapılabilir?

TTK md. 614’te yer alan prosedür izlenerek mahkemeden bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılması kararı alındığında, yine aynı kanun maddesi uyarınca bu karar kesin olduğundan, doğrudan ilamın icrası yoluna gidilmesi mümkündür. Bu işlem açısından icra müdürlüğü, “ticaret mahkemesinin infaz memuru” sıfatıyla hareket edecektir.

Limited şirketin, icra memuru nezaretinde yapılacak olan bilgi alma ve inceleme işlemine direniş göstermesi hâlinde icra müdürlüğü, kamu gücü ile ilâmın gereğini yerine getirmelidir. İcra müdürlüğünün işlemlerine karşı şikâyetlerin iletileceği merci ise yine ticaret mahkemesidir.

Bu noktada Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin dikkat çekici bir kararını alıntılayacak olursak:

“Davacının icra mahkemesine başvurusunda; icra takibine konu, … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.01.2016 tarihli 2014/1103 Esas, 2016/27 Karar sayılı ve TTK’nın 614. maddesi kapsamında davalı şirketin defter ve belgeleri üzerinede davacı yanca inceleme hakkının kullanımına ilişkin izin verilmemesine dair ara kararın infazı için 14.03.2016 tarihinde davalı şirket merkezine gidildiğini, ancak davalı tarafın bir kısım belgeleri incelemeye açmamış olduğunu ve ilama konu incelemenin tamamlanamamış olduğunu belirterek, icra müdürlüğünün ilamın gereği gibi yerine getirilmesine ilişkin taleplerinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece, memur işlemi yerinde olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.

Somut olayda şikayete konu işlem, Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda sözü geçen davada vermiş olduğu kararın infazı ile ilgili olup, icra müdürlüğü burada ticaret mahkemesinin infaz memuru olarak görev yaptığından bu kararla ilgili şikayetleri inceleme görevi kararı veren Asliye Ticaret Mahkemesine aittir.

O halde icra mahkemesince bilgi alma davası kararının infazı ile ilgili olarak icra müdürünün işlemine karşı her türlü şikayetin kararı vermiş olan mahkeme tarafından incelenmesi gerektiği görülmekle şikayet dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/6618 K. 2019/5756 T. 8.4.2019)

4.4) Özel Denetim İsteme Hakkı

Limited şirketin rızası ile yahut mahkeme kararı ile pay sahibinin bilgi alma ve inceleme hakkını tamamen veya kısmen kullandığı, ancak elde edilen bilgi ve belgelerin yetersiz kaldığı, belirli hususların tespiti için özel bir çalışmanın gerektiği durumlarda ne yapılabilir?

Bu noktada pay sahibi, TTK md. 635 göndermesiyle, TTK md. 438 ve devamındaki hükümler çerçevesinde özel denetim isteme hakkı ile kâr payının tespiti hususunda inceleme yapılmasını talep edebilir.

TTK md. 438 şöyledir:

“(1) Her pay sahibi, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebilir.

(2) Genel kurul istemi onaylarsa, şirket veya her bir pay sahibi otuz gün içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bir özel denetçi atanmasını isteyebilir.”

TTK md. 439 ve devamındaki maddelerde de, şirketin özel denetim talebini reddetmesi durumunda izlenecek yollar ve sâir ayrıntılar yer almaktadır.

4.5) Limited Şirketten Çıkma Hakkı

Pay sahibinin diğer koruyucu haklarının bilgi alma ve inceleme hakkı yönünden sonuç vermemesi, limited şirket genel kurulunun da sistematik ve kötüniyetli şekilde bilgi ve belge vermeme davranışını sürdürmesi gibi durumlarda, koşulları sağlandığı takdirde “limited şirketten haklı sebeple çıkma” söz konusu olabilecektir.

TTK m. 638/2 uyarınca; “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.”

Limited şirket diğer ortaklarla varlığını sürdürürken, ortak ile şirket arasındaki ilişkisinin sona ermesine neden olan haller “ayrılma” kavramıyla ifade edilmektedir. Ayrılma, sözleşme veya kanundan kaynaklanabilmekte ve ortaklık sıfatını sona erdirmektedir. Böylece, ayrılan ortak şirkete karşı herhangi bir üçüncü kişi konumuna gelmektedir. Çıkma, ortağın kendi iradesi doğrultusunda şirketten ayrılmasıdır. Çıkma sonucunu doğuran bu irade, tek taraflı veya karşılıklı birbirine uyan irade olarak kendini gösterebilir. Ortağın iradesi ile ortaklık sıfatını sona erdirebileceği haller; limited şirketlere ilişkin TTK m. 638-639 hükmünde, genel hükümlerde ise TTK m. 141/1 ve m. 202/1-2 hükümlerinde düzenlenmiştir.

5. SONUÇ

Bir pay sahibinin, ortağı olduğu limited şirket hakkında bilgi alamaması, belge inceleyememesi, birçok durumda kabul edilemez bir hâl alabilir. Ortağın bilgi alamaması doğal bir sonuç olarak, bu ortağın birçok mâli ve yönetsel hakkını kullanmasını da engelleyebilir. Bu tür durumlarda öncelikle ortağın TTK md. 614 çerçevesindeki prosedür ile bilgi ve belge inceleme hakkını kullanma yoluna gitmesi birçok durumda faydalı olacaktır. Yukarıda anlattığımız üzere, hukuki yararın varlığından söz edebilmek için, 614. maddede yer alan süreçlerin doğru bir sıra ile işletilmesi uygun olacaktır. Bilgi talep eden ortak açısından, lüzumu hâlinde özel denetim isteme hakkı da gündeme gelebilecektir. Nihayet, bilgi alma ve inceleme hakkı kullandırılmayan ortak açısından koşullarının varlığı hâlinde limited şirketten çıkma ve ayrılış akçesini talep etme ihtimalleri değerlendirilebilecektir.

(1) İşbu makalede TTK md. 614 kapsamında “pay sahibinin” bilgi alma hakkı ele alınmıştır. TTK md. 644 atfıyla TTK md. 392’de müdürün bilgi alma hakkı düzenlenmiş ise de bu konu, işbu makalenin kapsamı dışında bırakılmıştır.

(2) Limited Şirkete Kâr Payı Dağıtılmaması Hâlinde İzlenebilecek Hukuki Yollar konusunda ayrıntılı makalemiz için bkz. https://ottohukuk.com/hukuki-makaleler/limited-sirkette-kar-payi-dagitilmamasi-halinde-izlenebilecek-hukuki-yollar/

 

 

Uyarı: Bu sayfada yer alan bilgi ve görüşler genel bilgilendirme ve akademik katkı amaçlıdır. Otto Avukatlık ve Arabuluculuk’un görüşlerini yansıtmayabilir. Hukukun dinamik bir alan olması sebebiyle sitede yer alan bilgi ve görüşler güncelliğini yitirebilir. Sitede yer alan yazılar, o alandaki hâkim doktrini veya yaygın yargısal uygulamaları yansıtmayabilir, yazarın kendi hukuki kanaatlerini içerebilir. Bu sitede yer alan bilgi ve hukuki görüşler hukuki tavsiye değildir ve bu içeriklerin hukuki tavsiye niteliğinde olması amaçlanmamıştır. Özgün durumlar için profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir. Sitedeki bilgi ve görüşlerin somut olaylara uygulanmasının neticelerinden Otto Avukatlık ve Arabuluculuk veya ilgili yazının yazarı sorumlu değildir. Bilgilerinize sunarız.